MELİKHAN ALKAŞI

Tarih: 26.02.2026 19:46

PERDE ARASI

Facebook Twitter Linked-in

hşap sandalyelerin arasında oynayan çocuklar, cam şişede gazoz, çekirdek kabukları ve yakındaki evlerden beleş izlenen yazlık sinema geceleri… Bugün özlenen sadece filmler değil, o günlerin sade hayatı.

Akşamüstü güneşi yavaş yavaş çekilirken yazlık sinemanın etrafında bir hareketlilik başlardı. Kapı açılır, ahşap sandalyeler gelişigüzel dizilirdi. Bazısı yamuktu, bazısı gıcırdardı ama kimse aldırmazdı. Zaten kimse sandalyeye değil, o akşamın havasına gelmişti.

Cam şişede gazoz eksik olmazdı. Açılırken çıkan o kısa ses, filmin başlamasından önceki en keyifli andı. Çekirdek kagıt külahın içinden avuçlara dağılır, kabuklar yere düşerdi. Kimse şikayet etmezdi. Yazlık sinema biraz da dağınık olmalıydı.

Çocuklar film başlamadan önce ve film sırasında ahşap sandalyelerin arasında koştururdu. Saklambaç oynayan olurdu, kovalamaca yapan olurdu. Biri düşer, diğeri gülerdi. Kimse “sessiz olun” demezdi. Çünkü orası sadece büyüklerin değil, çocukların da yeriydi.

Frigo dondurma, yazlık sinemanın değişmezlerindendi. Biraz erir, eli yapış yapış ederdi ama kimse bundan rahatsız olmazdı. O basit tat, bugün her yerde bulunan onlarca çeşidin veremediği bir mutluluğu verirdi.

Projektör çalışmaya başladığında önce sesi duyulurdu. O ses gelince yavaş yavaş herkes yerine otururdu. Perdeye düşen ışıkla birlikte bir film başlardı ama aslında başlayan sadece film olmazdı. Aynı anda yüzlerce insan aynı hikayeye ortak olurdu.

Yakındaki evlerin balkonları ve pencereleri de bu ortaklığa dahildi. Bazıları sandalyeye para vermeden, evinden beleş beleş izlerdi filmi. Kimse bundan rahatsız olmazdı. Yazlık sinemanın ruhunda paylaşmak vardı.

Filmin en duygusal sahnelerinde bütün yazlık sinema sessizleşirdi. Çocuklar bile durur, gözler perdeye kilitlenirdi. O anlarda sinema, sadece bir eğlence değil, birlikte yaşanan bir duyguya dönüşürdü.

Bugün geriye dönüp baktığımda şunu fark ediyorum: O günlerde mutluluk daha basitti, daha yavaştı. Her şey aceleye gelmezdi. Bir yazlık sinema gecesi, günlerce anlatılacak bir hatıra olurdu.

Bugün hala o ahşap sandalyeye oturmak, gazozu açıp ilk yudumu almak, çekirdeği avucuma doldurup perdeye bakarken hayatı biraz durdurmak istiyorum. Belki yazlık sinemalar yok artık ama o gecelerin hissi hâlâ içimizde yaşıyor.

Bazı mutluluklar büyümez, sadece özlenir. İnsan da bazen bir yazlık sinema kadar mutlu olmak ister.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —