MELİKHAN ALKAŞI

Tarih: 18.08.2025 19:53

Diploma mı, Ustalık mı?

Facebook Twitter Linked-in

Yeni Dünyada Gençlerin Yol Ayrımı

Bugünün gençleri, hayatın en kritik kavşağında duruyor. Bir yanda yıllardır ailelerin gururla sakladığı çerçeveli üniversite diplomaları; diğer yanda alın teriyle yoğrulmuş, usta-çırak ilişkisinden doğan gerçek el becerileri. Peki, yeni dünya düzeninde hangisi daha geçerli olacak?

Biraz geriye saralım. Dün, üniversite diploması altın bilezik sayılırdı. Kapılar açar, makamlar getirirdi. Fakat bugün işler değişti. Teknoloji baş döndürüyor, yapay zekâ sınır tanımıyor, bazı meslekler daha doğmadan yok oluyor. Üniversite diplomaları tek başına yeterli olmamaya başladı. Çerçevenin içindeki kâğıt, iş ilanlarında tek başına hükmünü kaybediyor.

Ama diğer yanda bir gerçek daha var: El becerisi, ustalık, pratik yetenekler… Bunlar, insandan insana aktarılan, makinenin kolay kolay taklit edemeyeceği değerlerdir. Düşünün; bir marangozun elinden çıkan masa, bir terzinin ustaca diktiği ceket, bir aşçının damakta iz bırakan yemeği… Bunlar diplomanın değil, emeğin ve becerinin eseridir. Ve işin ilginç yanı, dünyada ne kadar teknoloji gelişirse gelişsin, insana dokunan bu el işlerine olan ihtiyaç hiç azalmıyor.

Öte yandan, “diploma mı, ustalık mı?” sorusunu belki de yanlış soruyoruz. Asıl mesele, ikisini birlikte taşıyabilmekte. Çünkü artık gençlerin sadece okuyarak değil, aynı zamanda yaparak da kendini var etmesi gerekiyor. Diplomanın sunduğu bilgiyle el becerisinin sunduğu pratiği birleştiren gençler, geleceğin en güçlü oyuncuları olacak.

Köydeki çoban da sosyal medyada kendi markasını yaratıyor, üniversite mezunu genç de YouTube’da marangozluk videoları çekip izlenme rekorları kırıyor. Yani dünya artık “ya o, ya bu” demiyor. “Hem o, hem bu” diyor.

Kısacası; yeni dünya düzeninde diploma, bir pusula olabilir; ama gemiyi limana ulaştıracak olan kaptanın ustalığıdır. Gençlerimize düşen, sadece raflarda tozlanan bir diplomaya bel bağlamak değil; aynı zamanda emeğini, yeteneğini ve el becerisini de parlatmaktır.

Çünkü unutmayalım: Altın bilezik hâlâ kıymetli… Ama elin hüneri, yüreğin emeği kadar değil.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —