17132,20%0,11
43,73% 0,19
51,88% -0,09
7071,26% 2,51
11673,05% -0,41
Bir takvim yaprağına sıkışmış bir gün… 14 Şubat. Çoğu insan için kırmızı güllerin, kalp şekilli kutuların günü. Ama aslında sevgililer günü, kalbin hatırladığı her şeyin günü olmalı. Çünkü sevgi yalnızca iki insan arasındaki romantik bağdan ibaret değildir; bazen bir annenin sabaha kadar uykusuz kalışında, bazen babanın sessizce sırtımıza yük aldığı anda, bazen de kardeşle edilen küçük bir kavgadan sonra gelen barışta gizlidir.
Anneye sevgililer günü, bir teşekkürdür: “Senin fedakârlığın olmasa ben olmazdım.” Babaya sevgililer günü, bir kabulleniştir: “Senin sessiz sevgini hep hissettim.” Kardeşe sevgililer günü, bir barış çağrısıdır: “Sen benim ilk dostumsun.” Arkadaşa sevgililer günü ise bir hatırlatmadır: “Sen olmasaydın, hayat bu kadar dayanılır olmazdı.”
Ve bazen sevgililer günü, insana değil, hayata duyulan sevgidir. Bir şarkıya, bir kitaba, bir ağacın gölgesine… Çünkü sevmek, yalnızca bir kişiye değil, varoluşun kendisine bağlanmaktır.
Belki de bu yüzden sevgililer günü, biraz hüzünlüdür. Çünkü sevgi, her zaman kolay değildir. Kaybettiğimiz insanları hatırlatır, yarım kalan cümleleri, söylenmemiş teşekkürleri… Ama aynı zamanda bir umut taşır: hâlâ sevebiliyoruz, hâlâ kalbimizde yer açabiliyoruz.
Sevgililer günü, yalnızca sevgililere değil; anneye, babaya, kardeşe, arkadaşa ve hayata duyulan sevgiye adanmalı. Çünkü sevgi, paylaştıkça büyüyen tek şeydir.
Ayten Alkaşı/Balkan Birikim