Bugun...



SOKAK MODASI ÜZERİNE BELKIZ SERİM İLE SÖYLEŞİ

Tarih: 06-10-2016 22:50:49 Güncelleme: 06-10-2016 23:41:49 + -


Nişantaşı 'nın ünlü modacısı Belkız Serim ile sokak modası ve tasarım hakkında konuştuk.


SOKAK MODASI ÜZERİNE BELKIZ SERİM İLE SÖYLEŞİ

 - Bize Belkız SERİM’i anlatır mısınız ?

Belkız Serim, uzun seyahatlere çıkan gezgin tasarımcı... Dünyanın farklı ülkelerine seyahat ettiği için vizyonu geniş, zihni dolu, daima ileriye bakan, sürekli düşünen, yaratıcı, bavulunda birden fazla eskiz defteri olan, hayalleri hep sırtında, romantik, maceraperest, aktivist, Doğuyu Batı estetiğiyle birleştirmeyi hedefleyen iflah olmaz bir estet, estetik düşkünü, kendini kimi zaman çizgiyle kimi zaman kelimelerle ifade eden...Sayfaları açık duran bir kitap gibi, onu istediğiniz zaman okuyabilirsiniz...

 

- Belkız SERİM sokak modasını nasıl  yorumluyor?

Sokak modası devasa bir ilham kaynağı. Paris, Londra, Milano, New York, Berlin, Barcelona, Tokyo sokak modasında öncü şehirler. Özellikle moda severler, moda takipçileri ve bloggerlar kendi tarzlarını sokakta sergilemeyi seviyorlar. Moda haftalarında sokaklar cümbüş gibi, rengarenk, çeşit çeşit tarzlar sunuyor. Bunu fırsat bilen tasarımcılar ise bu tarzlardan kendilerine bir hikaye yaratıyorlar. Yaratıcılık sokaklarda...Görsellik dolu sokakları keşfetmek için sadece fotoğraf makinasına ihtiyacınız var.

 

- Moda ve Tasarım ile yolunuz nasıl kesişti ? Sizi tasarımcılığa ne itti?

Tamamen doğal bir itki. Kimse bana tasarımcı ol demedi. 12 yaşından bu yana çizim yapıyorum. Önce sürrealist ve figüratif resimler yaptım, sonra devamlı ve durmadan teatral kostümler çizdim. Sektöre girince giyilebilir giysiler çizmeye ve tasarlamaya başladım. Çok uzun ve zor bir yoldan geliyorum. Hem kendimi keşfettiğim, kendimle yüzleştiğim hem de kendimi başkalarına kabul ettirdiğim uzun ve dikenli bir yoldu benimki. Yolum bitmedi, hala devam ediyor. Kendimi, tasarım yaparak daha iyi ifade ettiğimi ve mutlu olduğumu anladığımda bu yola çıktım...Modanın hızlı versiyonunu ve yavaş ama en kıymetli olanını da seviyorum. Kısıtlanmayı asla sevmem o yüzden kurallara ve trendlere göre tasarım yapmak bana göre değil. Benim için moda tasarımı yüksek bir sanat. Onu olabildiğince ve elimden geldiğince yüceltmeye çalışıyorum. Degerli ve nadir bulunan kumaslar kullanarak "giy tüket" trendine karşı duruyorum.

 

- Tasarım konusunda kendinizde beğendiğiniz yönünüz nedir?

Renklerle aram çok iyi. Onları seviyorum, belki onlar da beni seviyor. Güzel Sanatlar Akademisinde Tekstil Sanatları bölümünde okurken son 2 yılımda baskı dalında eğitim aldım. Ben desenciyim. Birbirinden farklı kumaşlarla beraber farklı desenleri bir araya getirmekte iyi olduğumu düşünüyorum. Giyim tarzımda ise çok farklı desenleri birlikte giyiyorum. Farklı giysileri, desenleri ve renkleri bir arada giydiğim için insanlar şaşırıyor...Karmaşanın içinde uyumu yakalıyorum. Bu nadir bir şey. Doğu kökenli etnik giysileri modernize edebiliyorum. Bunu çok yapıyorum. Tam emin değilim ama tarih okumayı ve tarih filmleri seyretmeyi sevdiğim için farklı kültürlerin geleneksel folklorik giyim tarzlarından çok etkileniyorum. Tasarımlarımda etnik desenler olsa da modernist ve yalın kalıplar kullanıyorum. Tam olarak yaptığım; Doğu desenlerini ve çizgilerini Retro stili ile harmanlıyorum. Sanırım bu beni Belkız SERİM yapıyor...

 

- İyi bir koleksiyon size göre ne ifade etmeli?

Bir hikayesi olmalı. Ruhu olmali. Yeni bir oluşum getirmeli. Bu oluşum içindeki hikayeyle beraber yeni bir kadın/erkek ya da kime hitap ediyorsa o doğmalı. Koleksiyonda mutlaka görsel/artistik ve teknik bir bütünlük olmalı. Kumaşlardan kalıplara renklerden aksesuarlara hepsi bir kimlik ifade etmeli. Bütünlük ve kimlik hem koleksiyonu hem de markayı öne çıkaracaktır. Belirli bir çizgi içinde ilerleyen koleksiyonlar tasarımcıyı zamanla daha tanınır hale getirecektir. Moda dünyasında yıllarca kendi çizgisinden inatla çıkmayan tasarımcılar sadece bu sebeple bile bugün ün yapmış durumdadır. 

 

- Bize koleksiyonun hazırlanış öyküsünü anlatır mısınız?

Bu hazırlanış öyküsü bazen dramatik ve sancılı bir film kadar hüsranla sonuçlanabilir ya da bir masal gibi güzel sürprizler getirebilir. Hatta bir aşk öyküsü gibi sonuna kadar tutulursunuz. Hani aşktan gözü kör olmak tabiri vardır ya işte ilk aşama bazen buna benzer. İlk aşama olan konsept araştırmasında tasarımcı, giysi tarihinden, kavramlardan, moda akımlarından, değişik kültürlerin giyim tarzlarından, mimariden, dokulardan ve formlardan kısacası seçebileceği herhangi bir şeyden yola çıkarak yeni fikirler ve tasarımlar ortaya çıkarır. Esinlendiği görselleri bir araya getirerek hikaye panosunu oluşturur. Bahsettiğim sancılar bundan sonra başlar. Artistik çizimler yapılır ve bunlara bağlı teknik çizimler, kalıplar çıkarılır. Sonraki aşamada tasarımlara uygun kumaşlar ve aksesuarlar temin edilir. Artık aşk öyküsü bitmeye ve gözü kör aşık uyanmaya başlar; son aşama yani üretim planı ve uygulaması yapılır. Gerçeklerle yüzleşme dediğimiz üretim planlaması ve maliyet raporu yapılır. Bazı tasarımlar için uygun bulunan kumaşlar üretimde istenilen sonuçlar vermeyebilir. Öncelikle her tasarımın bir prototipi üretilir, provası yapılır. Tasarımcıların en çok sancı duydukları ve rahatsız oldukları aşamadır. Çünkü her hayal ettiğimiz ya da şöyle diyelim her aşık olduğumuz tasarım üretimde istediğimiz sonucu vermeyebilir ve bu durumda üretime baştan başlanır. Tüm bu öykünün başında koleksiyonu kime pazarlamak, kime sunmak ve kime satmak istediğinizi bilemelisiniz. O kim ise sizin hedef kitleniz olur. 

 

- Koleksiyonda kullandığınız kumaş ve aksesuar seçimlerinizi  nasıl yapıyorsunuz?Tasarımlarınızda  aksesurların rolü nedir?

Koleksiyonda herşey bir hikaye ile başlıyor. Diğer öğeler o hikayeye göre seçiliyor; kumaşlar, aksesuarlar, kalıplar...Hepsi birbiriyle aile gibi olmalı. Zıtlıklar bile olsa birbirine biraz benzemeli. Genetiği benzer dokular, kumaşlarla örtüşen aksesuarlar bunlar önemli. Bazen çokça detaylı tasarımın yada kumaşın yanında artık aksesuar bağırabiliyor. O zaman tasarımı kendi haline bırakıyorum. Hikaye ile, koleksiyon ile uyumlu ve miktar olarak dozunda aksesuarlar kullanılırsa tabiki çok dolu ve göz dolduran bir imaj doğuyor. Aksesuarlar, günlük hayatımda ve giysilerimde olmazsa olmazlarım ancak tasarladığım koleksiyonlarımın içinde eğer ağlamıyor ve çok bağırmıyorlarsa onlara yer veriyorum.

 

- Sizce hedef kitleye göre mi tasarım, tasarıma göre mi hedef kitle?

Bunu 'sanat için sanat mı yoksa halk için sanat mı' sorusu gibi algılıyorum her defasında. Ancak moda tasarımı sanattan daha farklı bir kulvar. Ekonomik parametreler üzerine kurulu, kültürel referanslara sahip sosyo-ekonomik bir oluşum. Paraya endeksli kelimelerle anlatılacak ticari bir oluşum diyelim. Kapitalist sistemin yine kapitalden faydalanarak kendi kendini döndürdüğü bir dünya. Buraya kadar, işleyiş olarak modanın sanattan çok farklı olduğu sanırım anlaşılıyor. Bu yüzden kendi işletmesini ve markasını kuran bir tasarımcının ticari anlamda başarılı olması için belirlediği hedef kitleye göre tasarım yapması şart. Bana göre bir sanatçı bazen müşterisine ve talebe göre alınan eser siparişini yapmak zorunda kalsa da çoğu zaman ve çoğunlukla bir tasarımcıya göre her zaman daha rahat çalışır. Sanatçılar sanat için sanat yaptıklarında mutlu olurlar ama biz tasarımcıların böyle bir lüksü yoktur. Yoksa bütün üretim denklemi alt üst olur.

 

-  Koleksiyonlarınız içerisinde sizin için ayrı bir öneme sahip olan tasarımlarınız nelerdir?

Ben dokusu olan kumaşlarla yapılmış tasarımlarımı seviyorum, yarı hand-madde yani direk elle müdahale edilmiş ceketlerim benim için önemli...Çok parçalı kısa ceketlerim, uzun İtalyan kaşmir paltolarım, çift taraflı kullanılan kumaşlardan yapılmış kimonolarım hepsinin hikayesi, bir duygusu var. Onlar benim çocuklarım adeta...Üretiminde ne kadar çok zaman harcadıysam benim İçin o kadar değerli oluyor.

 

- Sizi takip ettiğimiz kadarı ile Dünya fuarlarına bizzat katılım gösteriyorsunuz. Bu katılımlar size ne gibi artılar kazandırıyor

Çok artıları var mutlaka. Farklı coğrafyalardan meslektaşlarımın işlerini inceliyorum. Benimle aynı kulvarda olan yeni tasarımcılarla tanışmak, disiplinli bir organizasyon içinde yer almak, farklı ülkelerden alıcılarla bağlantı kurmak, dünya pazarı içinde olmak, eleştiriler, takdirler ve övgüler almak en önemli artılar benim için...

 

- Moda dünyasının içinde kendinizi gelecekte nerede görüyorsunuz?

Artık anı yaşamaya çalışıyorum; fazla uzun vadeli gelecek planları yapmadan çok uzak geleceği değil ama ilk üç ayımı planlayarak yaşıyorum. Gelecekte tüm planlarımı gerçekleştireceğime inanıyorum, kariyerimin en üst noktasında olacağımı hissediyorum; belki yurtdışında büyük bir markanın baş tasarımcısı olabilirim ya da kendi ismim ile hedeflediğim seviyeye gelebilirim. Sınırları zorlamayı seviyorum. Güzel şeyler olacak; şu anda tam kalbimle inanıyorum...

 




Kaynak: Haber Merkezi

Bu haber 2209 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER BBMAGAZİN Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Bebişler
  2. Yurdum İnsanı
  3. FANTASTİK
  4. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Oflu Hoca Trakya'da - Üzeyir ile Halime (13 Nisan'da Sinemalarda)
    Oflu Hoca Trakya'da - Üzeyir ile Halime (13 Nisan'da Sinemalarda)
  • Oflu Hoca Trakya'da - Üzeyir ile Halime (13 Nisan'da Sinemalarda)
    Oflu Hoca Trakya'da - Üzeyir ile Halime (13 Nisan'da Sinemalarda)
  • Osmanlı
    Osmanlı
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  • Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
    Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
  • Aytaç Doğan İç Benim İçin
    Aytaç Doğan İç Benim İçin
  1. Oflu Hoca Trakya'da - Üzeyir ile Halime (13 Nisan'da Sinemalarda)
  2. Oflu Hoca Trakya'da - Üzeyir ile Halime (13 Nisan'da Sinemalarda)
  3. Osmanlı
  4. Kubat Ötme Bülbül
  5. Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
  6. Aytaç Doğan İç Benim İçin
VİDEO GALERİ
YUKARI